21 Nisan 2009 Salı

NEBİL'in öldürüldüğü SİLAH ....


Nebil'in öldürüldüğü silah MHP binasına nasıl ulaştı...?

Nebil Rahuma 29 Eylül 1980 tarihinde Bakırköy'de öldürüldü. Nebil Rahuma’yı öldüren silah olaydan tam 7 gün sonra Eyüp de MHP ilçe binasında Davut Yüce isimli bir kişide yakalandı. Davut Yüce, Nebil Rahuma’nın öldürülmesi davasından yargılanmadan, dosyası düştü.

“Nebil Rahuma’nın öldürülmesinde kullanılan tabancanın MHP Eyüp binasında 6 Ekim 1980 tarihinde bulunduğu ve atışın bu tabanca ile yapılmış olduğunun K1;, Eylem:36 Sayfa:14-15-16 da ki Eks.Raporu ile anlaşılmış,

Ankara MHP davasında da Davut Yüce’nin Nebil Rahuma’nın öldürülmesi ile ilgili olarak yargılanıp yargılanmayacağı keyfiyeti sorulmuş,k1, Sh. 1814 ile 1829 sayfaları arasında sanık Davut Yüce ile ilgili olarak dava açılmadığı ve olayla ilgisinin bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmış bulunmaktadır.” denilmektedir.(HDÖ Gerekçeli Kararı, Sayfa 136-137)

Nebil Rahuma’yı katleden 7.65 çapındaki bu tabanca, olaydan 7 gün sonra, MHP Eyüp ilçe binasına nasıl gitmiştir..?

Diyelim ki silahı kullananlar ondan kurtulmak istediler, olduğu gibi eylem alanının yakınına attılar, birileri buldu ve tesadüfen onlar da MHP’li çıktılar, alıp silahı MHP ilçe binasına götürdüler… Çok mantıklı değil. Bu kadar tesadüfün arka arkaya gelmesi düşündürücü...

Bir kere bu işlerden biraz anlayan birisi, bir silahı yok etmek istiyorsa, ilk önce onu parçalara ayırmayı düşünür... Parçalara ayırıp her parçayı farklı bir bölgeye ve elden geldiğince de bulunması güç yerlere atar..

Ama böyle olmamış... Denize filan da atılmamış.. Acaba bilinçli olarak bulunması mı istenmiş…?

Ancak bütün bunlar pek akıllıca gelmiyor.. O zaman sol bir örgütün elinde olan bu silah MHP'de ne geziyor..?

Bu kadar tesadüf de çok fazla değil mi…?

Üzerinde düşünüp sorgulamak ve araştırmak gerekiyor…

Öner Ödemiş

1 yorum:

Mehmet Yavuz dedi ki...

Nebil’i öldüren silahla yakalan Davut YÜCE’yi tanıyalım..

6 Nisan 1980 günü, akşam saat 19.30 sıralarında Bakırköy MHP ilçe binasında koyu bir sohbet vardı. Sohbete katılanlar Resul Şahin, Bilal Turgut, Feza Yurdatapkoç, Davut Yüce ve Mahmut Yurtsev’di.

Sohbetin konusu, bir “solcu”nun öldürülmesiydi. Katletmeyi planladıkları kişi, Nejat Taner’di ve MHP’liler onun hemen hergün Rami’de bir kahvehaneye gidip geldiğini biliyorlardı. “İş” basit olacaktı. Bu tür konularda çok tecrübeliydiler.

Bilal Turgut, Davut Yüce ve Mahmut Yurtsev hemen yola çıktılar. Rami Topçular Celal Tümer Sokak 12 numaralı kahvenin önüne geldiklerinde içeri Davut Yüce girdi. Hedefi o tanıyordu. Diğerlerine gözcülük yapmak düşmüştü.

Davut, çabucak masalara göz gezdirdi, bir masada oturan Nejat Taner’i gördü ve ona doğru yaklaştı. Yanına geldiğinde silahını çekerek Nejat’ın şakağına dayadı. Her şey bir an meselesiydi. Ama Nejat’ın amcası Mehmet Taner, o anda Davut Yüce’nin kolundan tuttu. Silah patlamadı. Mehmet Taner, Davut’un üzerine atıldı. Yere yuvarlandılar. Bu sırada Davut’un cebinden yedek şarjörü düştü.

Her şey o kadar kısa sürede olmuştu ki, kahvede oturanlar ne olup bittiğini anlamadılar, bir kavga çıktı zannettiler ve “kavga” edenleri ayırdılar.

Davut Yüce hızla dışarı çıktı. Çok öfkelenmişti. Silahını kahvenin içine doğru rasgele sıkmaya başladı. Bilal Turgut da ona katıldı. Hınçlarını ancak böyle alıyorlardı.

Bölgeden ayrılıp aynı gece MHP binasında buluştular. “Hedef”i ellerinden kaçırmışlar, ama boş dönmemişlerdi. Kahveyi taramaları sonucu Nurettin İskender adlı bir kişi ölmüş, Nazmi Aslan adlı bir kişi de sağ kasık ve sol dizinden yaralanmıştı.