15 Haziran 2016 Çarşamba

Eğrisiyle Doğrusu...

Engin Erkiner


Bir günde Arapça öğrenebileceğini ifade edecek kadar iddialı, ODTÜ'de okuyabilecek kadar zekidir. Lakin; uyarılmış olmasına rağmen günlerce polis tarafından izlenmekte olduğunu farkedemeyecek kadar kör, yıllarca kol kola yürüdüğü insanların kimler olduğunu bilemeyecek kadar aptal, yakalandığı zaman anında çözülecek kadar dirençsiz, barındığı Suriye'de çıtını çıkaramayacak kadar korkaktır. Bakmayın şimdi sanal alemde esip gürlemesine... Galip gelmek için belden aşağı vuruşlar da dahil her türlü çamuru sıvamayı yöntem olarak kullanabilecek adi bir kişiliktir.


İbrahim Yalçın


Evveli belirsiz,

5 Mart 2013 Salı

Emare

Nebil'in hayatına mal olan suçlamalardan birisi de sarkıntılıktı.

Bu itham; oldukça ağırdı ve inanılması zordu.

Lakin Emine; iddiasını doğrulayacak bir emareden söz etmişti. Öyle bir emare ki; anasından başkasının bilmesi mümkün değildi.

İşte bu bilgi; hükmün gerekçelerinden olmuştu.

Bu emare hakkında her şeyi bilen adamla çok önceleri de konuşmuştuk. Bizim böyle bir şeyi bilmemiz imkansızdı.. Ama her şeyi bilen adam; bu emare hakkında da çok önceden bilgi sahibiydi.

Lise yıllarında yaşanan fantaziler olmuştu.

Akar sinemasının koltukları, Ortodoks kilisesinin duvarları tanığıydı bu dönemin.

İşte bu dönemde görmüştü emareyi her şeyi bilen adam.

Helal olsun.

21 Şubat 2013 Perşembe

Salak (1)


Mersin Üniversitesi dekanı Prof Fevzi Demir; salaklığın bulaşıcı bir hastalık olduğunu anlatan güzel kitabını hediye etti geçenlerde. İnternet ortamında bir çok salak dolaştığından; salaklığın hangi musibetle bulaştığını anlayabilmek için bir solukta okudum.

Ayrıntılara gitmeden önce salaklığın bazı önemli belirtileri ile nedenlerini aktarayım:

‘’ Hasta veya hasta gurubu okuduğunu, dinlediğini ya da gördüğünü bir türlü anlayamaz..’’
‘’ Fikirsizlik  ya da tek fikirlilik yaygındır..’’
‘’ Enfekte bireyler, iyi iletişimi sadece yine kendisi gibi davranan bireylerle kurabilir..’’
‘’ Her önerdiğini kesin bir gerçek olarak önerir..’’
‘’ Her inandığına kesin bir gerçek diye inanır..’’
‘’ Salak; sadece yanlış yapmaz, yanlışta direnir..’’
‘’ Salak, var olan en tehlikeli insan türüdür. Çünkü salak, salak olduğunu bilmez.’’
‘’ Müzmin bekarlık bu hastalığa yakalanma riskini kesinlikle arttırır..’’

Bu bulgulardan yola çıkarsak, bazı yaklaşımları daha doğru yorumlayabiliriz.

Söz gelimi; enfekte olmuş bir gurup salak; 2006 yılından 1970’li yıllara aptalca tüneller açabilmekte, buna karşılık 1970'lerden bugüne köprüler kuramamaktadır. .

Yine salak bir gurup; her taşın altında casus ararken, burunlarının dibindeki elemanlarla halaya durabilmektedir..

Salağın biri; MİT tarafından takip edildiği yönünde uyarılmasına rağmen aymazlıkla ilişkilerini sürdürüp kadrosunun tüm hareketlerinin fotoğraflanmasını sağlayabilmiştir. 

Yine bu salak gurup; her taşın altında MİT ya da MUHABERAT elemanı ararken, her hareketi fotoğraflanmış olmasına rağmen bazı kişilerin sorgulanmamış olmasını nedense hiç düşünmemiş, tabiri caizse oralı bile olmamıştır.

Söz konusu salak gurup; kendilerini hicveden bir yazıdaki istihzayı bile anlamaktan biçare halde iftiralarına mesnet yapmış, bu yalana sonradan kendileri de inanmıştır.

Bu salak gurubun arkadaşlık anlayışı; tek fikirliliktir. Aslında tek fikirlilik, cemaat kültürünün biat anlayışıdır. Halbuki devrimcilikte; biatı reddeden bir isyan vardır. İsyan yoksa, devrimcilik de yoktur. İşte genlerinde var olan bu biat nedeniyle farklı olan düşüncelere rağmen süregelen arkadaşlığı anlayamayıp; kader birliğine dayalı geçmişten gelen bir dostluğu; neden her konuda aynı düşünmüyorsunuz diye sorgulamıştır..

Çünkü salaklar, kendileri gibi olmayanlarla iletişim kuramaz.

Kendileri gibi olmayanlar TU KAKA'dır

Kendisini alametifarika sanan salak; Suriye olaylarını bir halk isyanı olarak görüp arka plandaki emperyal amaçları yok saymaktadır. Halbuki emperyal güçlerin kendileri, masa başında çizilmiş haritalarla Ortadoğu’yu kana bulayacaklarını çoktan ilan ettiler.

Fizandaki sağır sultan bile bu gerçeği biliyor. Ama salak; ilan edilen BOP projesine, işbaşındaki  eşbaşkanlara rağmen EMPERYAL proje yok diyor.

Çünkü salak, hatasında ısrar edendir..

Devam edecek...


2 Şubat 2013 Cumartesi

Habil...Kabil...


Habil gafildi. Kabil ise, menfaati için herkesi satabilen bir uyanık. Yıllar boyu şimdilerde timsah gözyaşı döktüğü yoldaşının kanıyla beslenmişti.. Semiz yapısında bu kanın vebali vardı.

10 Ocak 2013 Perşembe

Aslı Failler

Tarihin terazisi; lafları değil belgeleri tartar.

Ortalığı laf salatasıyla mundar etmeye çalışanların aslında kim olduklarını, zaman ve mekan kavramlarını yok farzederek olayları nasıl çarpıttıklarını ibretle görüyorum.

Ama hiç şaşırmıyorum. Çünkü bu türlerin kim olduğunu net olarak biliyorum.

Nebil üzerinden aklanmaya çalışanlar, aynayı hep başka tarafa çevirip sütten çıkmış ak kaşık moduna giriyorlar.

Ayıptır, günahtır !

Nebil'in katlinin en önemli gerekçesi; örgüte ihanet etmek...

Yani; örgüt adına kamulaştırılan altınları (örgütün bilgisi dışında) başka bir örgüte aktarmak...

Nebil; sorgusunda bu durumu kabullenip yaptığının hata olduğunu söylemiş.

Peki Nebil'in hayatına mal olan altınları alan kişi ne yapmış ?

Aldığı altınları kendi örgütüne; yani ACİL'e aktarmış mı ?

Hayır !

Nasıl harcandığı da meçhul.

Peki; Nebil'i katledenleri tanıyıp bildiği halde onlarla hesaplaşmış mı bugüne kadar ?

Yok !

Aslında bu yüzsüz ve de arsız zatı muhteremin afiyetle yediği şey; 1.500.000 Liralık altın değil, Nebil'in bedenidir.

Ama atıp tutuyor, boş teneke gibi çok ses çıkarıyor bugün..

Biliyor ki; geçmişte ne yaptıysa yanına kâr kalmış hep...

Her neyse; gelelim asıl mevzuya..

Bakın Nebil, kendisini ölüme götüren süreçte neler söylemiş:


Not: 1980 yılında alınan 1.500.000 Liralık altının bugüne uyarlanmış değeri takriben 80.000 TL'dir.

8 Aralık 2012 Cumartesi

İftira, küfür ve hakaretin davası

Evet, dava sürüyor..

Davalı taraf kendince savunma yapmış..

Okumuşsunuzdur..

İftira ve küfrün itirafı olmuş adeta..

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olup ona buna saldırmak; çuvallatır insanı.

Her neyse; dava derdest..

Bu konuyu en geniş şekilde dava sonuçlanınca ele alacağım.

Malum; dava sürerken konuşmak olmaz.