2 Kasım 2009 Pazartesi

Palavra Makinası...


Yalan deyince frenleri tutmayan Hasan; Sinek Sekizlisi başlıklı yazısında yine döktürmüş...

Palavralar genelde aramızda olmayanlara atfen atılır... Çünkü doğrulatma imkanın yoktur.

Ama palavrayı atan Hasan olunca, ağzı dili olanlar üzerinden de yalanlar söyleyerek bu konuda rakip tanımadığını kanıtladı.

Ne diyordu sinek sekizlisinde ?

''Yalan söylüyormuşuz
....

Nebil rahuma internet sayfasında sözde nebilin yeğenlerini konuşturuyor. İlk bakan sanki bu yazıyı yeğenleri yazmış sanacak;

Biliyoruz ki Ahmet zubari yaptığı yanlışı görmüştür.

Bir daha mihrac uralın ve sinek sekizlisi Mehmet yavuzun zibidiliklerine alet olmayacaktır.

Zannediyorum bunu yazacaklar okuyacağız....
''

Evet, külliyen yalan söylüyorsun..!

Ahmet Zubari'nin ağzından palavraları atan sensin.

Ahmet Zubari'nin yaptığı yanlışı gördüğünü biliyormuşsun..?

Nereden ? İşkembe-i kübradan haber mi aldın ?

Artık zibidiliklerimize alet olmayacakmış...

Vay vay vayyy...

Peşinen belirteyim; zibidiliklerine alet olmayacakları birisi varsa, o da sensin...

Bir de '' zannediyorum bunu yazacaklar okuyacağız '' diyorsun.

Evet yanılmadın... Yazmadılar ama konuştular...

Ne konuştuklarını yazayım da cümle alem palavra makinasının kim olduğunu öğrensin..

Ahmet Zubari'yi yakınen tanıdığım ve sık sık kendisiyle görüştüğüm için bilgisayar, internet gibi işlerden uzak olduğunu biliyorum. O nedenle yazılanların çoğu hakkında ancak ben haber verince bilgisi oluyor.

Bugün kendisine telefon açarak yukarıdaki metni aynen okudum... Tepkisi; şaşırmaktan öte öfke oldu...

Özetle;

'' Ben kendisiyle hiç konuşmadım, yazdığı gibi bir pişmanlığım da yok, nereden uydurmuş bunları '' dedi...

Kendisine belki Hasan ile görüşmemiş olabileceğini ancak başka birisiyle yazılanları doğrulayacak yönde bir konuşmasının olup olamadığını sordum.

'' Kesinlikle olmadı, çünkü ben yaptığım hiç bir şeyden pişman değilim ki.. Benim kiminle görüşüp görüşmeyeceğime kendisi nasıl karışır ? '' dedi...

Haklıydı... Kaldı ki ziyaret ettiği Mihraç Ural, kendisinin de çocukluk arkadaşıydı..

Ahmet Zubari'ye ''böyle bir intiba Mehmet Dikay tarafından verilmiş olabilir mi '' diye sordum..

Bir bilgisinin olmadığını söyledi.. Teşekkür edip telefonu kapattım.

Bu konuşmanın üzerinden 15 dakika geçti geçmedi, telefonum çaldı... Arayan Ahmet Zubari'ydi.. Mehmet Dikay'la görüşmüş, bilgi vermek için arıyordu...

Mehmet Dikay da bu konuda kesinlikle bir görüşmesi olmadığını söylemiş.

Bunun üzerine Ahmet Zubari; '' Hasan Balcı'yı kendisi ararsa çok ağır konuşacağını,onu arayarak kendi isimlerini kullanarak yazı yazmaması için uyarmasını Mehmet Dikay'dan istediğini '' söyledi.

Gerçek bu. Ahmet Zubari Antakya, mehmet Dikay ise Karadeniz'de...

Doğruyu bilmek isteyen arayıp sorar..

Benim derdim palavracıyı deşifre etmek değil... Dikkat çekmek istediğim asıl önemli nokta bu tür yalanlarla kardeşi kardeşe, yoldaşı yoldaşa, dostu dosta düşman etme çabalarıdır.

Nebil'in yeğenleri üzerinden yalan yazmakta sakınca görmeyen bugünün palavracısının; benzer palavralarla Nebil'i kurşuna dizenlerden ne farkı var ?

Neyse, kılavuzu palavracı olanların varacağı yer bellidir..

KIÇA TEKME meraklısının kulakları çınlasın...

Mehmet Yavuz

19 Ekim 2009 Pazartesi

ZİNDANARKASI Mezarlığı

Zindanlara sığmayan Nebil yoldaşın, ZİNDANARKASI denilen bir kimsesizler mezarlığında yatıyor olması ne büyük bir talihsizliktir.

Bu nasıl bir tesadüftür ?

İstanbul'daki bağlantılarımla birlikte bu mezarlığa gidip bazı tespitlerde bulunduk.

Bu çalışmaların ayrıntıları zamanı geldiğinde ayrıca ilan edilecektir.

Ziyaret anında aldığımız bazı görüntüler aşağıdadır..









6 Ekim 2009 Salı

Nebil'in yeğenleri..

Hayatı yalan üzerine kurulu, suları bulandırıp avlanmayı ilke edinen soytarının diline doladığı kişi şimdi de AHMET ZUBARİ oldu...

Onun aşağılık ithamlarını çürütecek tek kişi Mehmet DİKAY'dır.. Sevgili kardeşim; senden rica ediyorum lütfen AHMET ZUBARİ'yi arayıp konuş... Bu soytarının anlattıklarının doğru olup olmadığı ona da sor.. İstanbul'a nasıl gitmiş, mezarı nasıl ziyaret etmiş, Suriye gezisi nasıl olmuş.. Herşeyi ondan öğren..

Yalancı soytarının notunu, bunları yaparak sen ver. Kurgularla insanları nasıl itham ediyor, öğren lütfen.

Sen de öğren bu soytarı yüzüne tükürülmekten fazlasını nasıl haketmiş.

Nebil'i yalanlarına alet edenin kim olduğuna sen karar ver..

Nebil'in her yakını; aynı ölçüde saygıya layıktır.

1 Ekim 2009 Perşembe

Nebil, anıtı başında anıldı...



Nebil Rahuma; aile bireyleri ve yoldaşlarının katılımıyla anıtı başında anıldı.

Yoldaşın aziz hatırası, anıt başındakileri duygulandırdı.

Yapılan konuşmalardan sonra katılımcılar; 2010 Eylül'ünde buluşmak üzere dağıldılar.









25 Eylül 2009 Cuma

Nebil Rahuma'yı ANACAĞIZ..


30 Eylül 2009 günü, yoldaşımız NEBİL RAHUMA'yı ana topraklarında anacağız.

Yalan-dolanla gerçekleri tahrif etmeye çalışan herkes gibi İbrahim Yalçın'ın artık ayaklarına dolaşan yalanlarına NEBİL'in öyküsünde ayrıntılı olarak yer verilecektir.

Zaman, yalancılarla tartışma zamanı değildir. Nebil'în kemikleri de bir gece vakti ANTAKYA'ya ulaştırılacaktır.

Bu geçmişte yeri olmayan soytarılar; kapsam alanımız dışındadır.

Zaman, en iyi turnusoldur..

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'yle görüşme



13 Temmuz 2009, bundan iki gün önce Filistinli yoldaşlarımız; devrimci dayanışmalarını ifade etmek üzere Antakya'ya gittiler, misafirimiz oldular..

Birlikte anılarımızı paylaştık. 1982 Lübnan savaşında, Nazi Siyonistleri İsrail devletinin terörünü ve o kasvetli günlerde örgütümüzün Filistin halkıyla omuz omuza dayanışması bir kez daha onurla anıldı.

14 Temmuz 2009 sabahı yola çıktılar. Filistin halk Kurtuluş Cephesi Merkez Komite üyesi Fuad abu Ahmad yoldaşla yollar aşıldı, suni duvarlar yıkıldı ve özlenen kavuşma gerçekleşti.

İlk olarak Parti Okuluna gelindi. Burada eski yeni tüm yoldaşlar bir araya geldik. Tarih konuşuldu, günün siyasal tablosu konuşuldu, ayrıntılar, felsefenin, ekonominin, toplumsal ve kültürel ilişkilerin tarihsel bağları konuşuldu. Belgelerin heyecanlı atmosferlerinde fotoğrafların vukuatları bu güne tüm canlılığıyla taşınması gündeme geldi.

Konuşmalarda Nebil Rahuma yoldaş anıldı. Filistinli tutsak militanların örgütümüzce zindandan kaçırılışları ve sonrası gelişmeler sohbet edildi. Nebil yoldaşın Filistin davası için, İsrail içlerine kadar uzanarak giriştiği eylem ve ayrıntıları konuşuldu. Bu konuda eksik belgeler istendi. Devam etmekte olan Nebil yoldaşın hayatını anlatan kitap yazımına bu belgelerin yetiştirilmesi kararı alındı.

Uzun bir siyasal konferanstı yapılan. Şehitler bizi bekliyordu. Konvoyumuza Filistinli yerel yöneticilerde yetişmiş ve katılmıştı. İki örgüt üst yöneticileri ve militanlarıyla şehitlerin huzuruna yol alındı.

Şehit mezarlığı çam ağaçlarını gölgesi altında, yeşil bir sırtta, deniz kenarındaki kasabanın sihirli atmosferinde ruhlarımızı ayağa kaldıran, kararlılığımızı bir kez daha dile getiren anlamlı anıtın yanındaydık hep birlikte omuz omuza. Bir kızıl ok güneyden kuzeye doğru yönelmiş. Önünde durmak isteyen duvarları yıkmış. Bu anıt mücadelemizi ve önündeki engellerin yıkılacağının mesajıydı.

Şehitler bu anıtın anlamlı ortamında yatıyorlar.

M.Ural